28 Mayıs Geleneksel 3. Çölyak Pikniğimiz Sarnıç Belediyesi Piknik Alanı
Haberin Devamı >>>


EĞİTİMSİZ ÖĞRETMEN

Biz çölyakla yaklaşık 4 yıl önce küçük kızımız Asya'nın rahatsızlıkları sonucu tanıştık. en başta ne yapacağımızı bilmez, tarifsiz karmaşık duygular ...
Öykünün Devamı >>>




Basında yer alan çölyak heberleriniz yakında buradan takip edebilirsiniz.
Yazınin Devamı >>>

Kuruluşumuzdan bu güne Faaliyet Raporu
tıklayınız >>>

 

Piyasada ki Glutensiz ürünlerin listesi için tıklayınız>>>

 


ÇOCUKLARDA ÇÖLYAK HASTALIĞI

Doç. Dr. Sema AYDOĞDU
EgeÜTF Pediatrik Gastroenteroloji ve Beslenme Bilim Dalı - İZMİR

Çölyak hastalığı, yaşam boyu süren tek gıda allerjisidir ve allerjen buğday, arpa, yulaf, çavdarda bulunan bitkisel protein gluten ve özellikle ?-gliadin fraksiyonudur. Bu klinik tablo, tanı anına kadar bir hastalık olmasına karşın, bundan sonra bir yaşam biçimine dönüşmektedir. Ülkemizde dahil olmak üzere, dünya nüfusunun büyük bir kısmı tahıl yönünden buğday, arpa ağırlıklı beslenirken, çölyaklı bireyler sadece diyetsel farklılıklar göstererek sağlıklı bir yaşam sürerler. Çölyak kliniği ilk defa 1888’de Samuel Gee tarafından tanımlandı. Hastalığın gizi, 1954’de Hollandalı bilim adamları Dicke ve Kamer’in buğday proteinin alkolde eriyen bir fraksiyonunun sorumlu olduğunu göstermeleri ile çözüldü.

EPİDEMİYOLOJİ
On yıl öncesine kadar çölyak hastalığının görülme sıklığı Avrupa’da 250-1000 canlı doğumda bir, Kuzey Amerika’da 5000’de bir olarak bildirilirken, teknolojik ilerlemelerle tarama testlerinin duyarlığının artması ve asemptomatik, atipik bireylerin tanınması ile birlikte sıklığı giderek artmaktadır. Son yıllarda Orta Avrupa ve Finlandiya çalışmalarında 90-100’de bir sıklık oranı bildirilirken, USA’de de görülme sıklığının 250-500’de bir olduğu yayınlanmıştır. Günümüzde, her tanı alan bireye karşılık 5-7 tanı almamış hastanın olduğu düşüncesi büyük kabul görmektedir. Afrika ve Uzak Doğu’da ise sıklık oldukça düşüktür. Yeni yüzyılda tanı yaşı ileriye kaymıştır. Klasik bulgularla 2-3 yaşlarda tanı alanların yanı sıra atipik bulgularla okul çağı, adolesan yaş dönemlerinde tanınan bireyler giderek artmaktadır. Tanı yaşının ileriye kaymasında anne sütü ile daha uzun süre beslenmenin, glutenli gıdaların diyete geç girmesinin ve yeni formülaların daha hipoallerjenik oluşunun önemli rol oynadığı bildirilmektedir.

PATOGENEZ
Günümüzde çölyak hastalığı, genetik olarak duyarlı bireylerin bitkisel protein glutene karşı artmış T lenfosit yanıtı ile oluşan ince barsak mukoza hastalığı şeklinde tanımlanmaktadır. Toksik buğday proteini gluten 4 kısımdan oluşur. Bunlar gliadin, glutenin, albümin, globulindir. Gliadin elektroforetik olarak alfa, beta, gama, omega gruplarına ayrılır. Duyarlı kişilerde bu dört proteinde intestinal mukozada hasara neden olabilmektedir, ancak en önemli allerjik fraksiyon ?-gliadindir. Benzer şekilde arpa, yulaf, çavdarda bulunan alkolde eriyen prolaminler de hastalığa neden olurlar. Mısır ve pirinç proteinleri ise farklı bir protein ailesinden olduklarından toksik etkili değillerdir.
Çölyak hastalığı, 6. kromozomda yer alan major histokompatibilite kompleksinin HLA klas D bölgesi genleriyle çok yakın ilişki gösterir. Çölyaklıların %90-95’i DQ2 allellerini taşırlar. Genel popülasyonda bu alleller %20 sıklıkta saptanır. Ancak bu veriler batılı toplumlara aittir ve çölyak hastalığı genetik heterojenite gösterebildiğinden ülkemize ait verilerin ortaya konması gerekmektedir. Bu hastalığın görülme sıklığı, çölyaklı bireylerin birinci derece akrabalarında %5-15, monozigotik ikizlerde %70, HLA-uyumlu ikizlerde ise %30 oranlarındadır.
İmmünolojik çalışmalar, glutenin, antijen sunan hücreler olarak, enterositlerde HLA-DQ2 molekülüne bağlanarak sunulduğunu ve gluten spesifik CD4 T lenfositler tarafından tanınarak T hücre aktivasyonunun başladığını göstermektedir. İL-2, gama-interferon salınımı ile reaksiyon zinciri başlamakta ve oluşan serbest oksijen radikalleri mukozada sitopatik etki ile hasar oluşturmaktadır.
Adenovirüs tip 12 (AD12) infeksiyonu, çevresel bir etmen olarak, immün yanıtın başlatılmasında rol oynayabilmektedir. Çölyaklı bireylerin %89’unda bu infeksiyona ait bulgular saptanmıştır. Alfa-gliadin ile AD12-E1B proteini arasındaki aminoasit sekans benzerliği bu durumdan sorumlu tutulmaktadır.

HİSTOPATOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER

Çölyak hastalığı, öncelikle lamina propriada başlayan ve geniş bir yelpazede oluşan çeşitli histopatolojik değişiklikler göstermektedir. Bunlar, mukozal hasarın ağırlığına göre :

  • Pre-infiltratif (normal histoloji)
  • İnfiltratif
  • Hiperplastik
  • Destrüktif
  • Hipoplastik (atrofik)

    Pre-infiltratif süreç histopatolojik değişiklik göstermezken, yüksek titrede lokal antigliadin antikor (AGA) üretimi ile birliktedir. İnfiltratif devrede de mukozada yapısal değişiklik yoktur. Ancak intra-epiteliyal lenfosit infiltrasyonu belirgindir (normalde 5 epitel hücresine bir CD8 lenfosit düşer). Bu devrede gastrointestinal sistem (GİS) yakınmaları, malabsorpsiyon, intestinal permeabilite değişiklikleri saptanmaz. Dermatitis herpetiformisli (DH - derinin çölyak hastalığı) bireylerin %40’ında, çölyaklıların birinci derece akrabalarının %25’inde bu devrede mukozal hasar saptanır. Tanı şüphesi nedeni ile glutensiz diyetin ardından oral gluten denemesi yapılması da epitelyal lenfosit infiltrasyonuna neden olur. Hiperplastik süreç, epitelyal yıkımı kompanze etmeye çalışan kriptlerin hipertrofisi ile karakterizedir. Destrüktif devrede, villüslerini yitirmiş, düzleşmiş mukoza, hipertrofik kriptler ve lamina proprianın infiltrasyon nedeni genişlemesi saptanır. Semptomatik çölyaklıların tümünde, çölyaklıların birinci derece akrabalarının %10-20’sinde, DH’lilerin %40-50’sinde bu özellikte mukoza gözlenir. Atrofik mukoza gözlenenlerde glutensiz diyete kronik yanıtsızlık ve tüm ince barsağın tutulumu söz konusudur.
© 2004 Tüm hakları AresNet tarafından saklıdır...